İçimde saklı olan gerçek bir ben varmış meğer. Bu seninle çıktı ortaya. İşin ilginci mucitlerin zamanını alan keşiflerin aksine bu keşif zorlamadı, yormadı seni. Sen gerçek beni çıkarırken su yüzüne, ben de seninle karşılaştığım an paha biçilmez bir hazine buldum aslında. Gözlerinde, gülüşünde, kalbinde...
Senden önce hüzünlü, ürkek, çekingen, kırılgan biriyken, hayatıma girişinle; duygularımın olduğunu anladığım, hisleri yoğunlaşan, sevecen, neşeli, aşkı ruhuna sığmayıp taşan, sevgisinin büyüklüğü dağlarda taşlarda yankılanan, içi içine sığmayan, çevremdekiler tarafından söylendiğine göre yüzünde güller açan, gözleri bir başka bakan, koşarcasına yürüyen, hayatı sayende şarkı ve şiir güzelliğinde yaşayan bir kız çıktı ortaya.
Ama az önceki anlattığım bu kız, pılısını pırtısını toplayıp terk etti kendi bedenini, kalbini, şehri. Saklandı şimdi yine kuytulara, derinlere bir yere. Saklandı çünkü o kızı ortaya çıkaran kişi; aşkla kendini bulan, sevdayla nefes alan o aşık, sevecen kızın elini, kalbini bırakıp gitti. Oysa sonsuz bir aşkla çok sevmişti kız onu. Ona az mı gelmişti ya da fazla... Bunu bilmiyordu ama sevdiği kişi gitmişti. Ardına bile bakmadan...
Seninle kendini bulan o sevecen kız kuytulardan sesleniyor şimdi sana:
Seninle aşkı yaşadığım anlarda; saatler, günler, aylar, yıllar sen iken... Adını anarken titreyen sesim, aşkınla kavrulan kalbim iken, gözlerin doğarken gecelerime; sebepsizce içimdeki duyguları ummadık bir davranışla alabora etmene anlam veremiyorum inan. Boğazımda bir düğüm alışmaya, yaşamaya çalışıyorum sadece. Daha doğrusu öylesine nefes alıp vermeye...
Oysa seninleyken nasıl aşkla nefes alırdım. Havaya dolup nefes olmuştun benim için. Üşüdüm dediğimde güneş olmuştun. Meğer kış güneşiymişsin de farkına varamamışım. E malum kış güneşi aydınlatır, ısıtır, sonra da ummadık bir zamanda batar, karanlığa boğar, gölgelerde üşütür ya. Sen de öyle yaptın işte. Yokmuş kış güneşinden farkın.
Ben sana olan sonsuz sevgimle kış göstermedim sana hep bahardım. Gönlündeki dertleri silip atmıştım, aşk pınarıyla coşup akmıştım. Ama şimdi? Sanki bunlar yaşanmamış gibi bir kalemde siliverdin her şeyi.
Senin bu yaptığına benim gibi anlam veremeyen bir arkadaşım, “Senin bu sonsuz sevgin, sevgine bu şekilde aldığın karşılığı ve şu anki yaşadıklarını görünce anladım ki; aşk yaşandığı anlarda çok mutlu ettiği gibi, sonrasında da bir o kadar da acı veriyor, acı çektiriyor. Süresi belli bir delirum halidir aşk. O evre içerisinde tutku gözünü ve aklını yosun gibi kaplar. Hiçbir mantıklı yargıya varamazsın. Bir gün adını koyamadığın bir şey olur, ki bu her neyse... O an anlam veremediğin bir davranışla aşk bitirilir istemesen de. Bu durum çok acı verse de her hipnoz halinin bir uyanışı da vardır. İşte o an!!! Ayrıldığın an o ebedi aşk olarak yüreğine kazınır ve şiirlerde, şarkılarda yüz yıl da yaşasan aklına hep o gelir. Çünkü tamamlanmamış bir ilişkidir, doyulamamış bir elektrik, tamamı huzura erememiş bir aşktır. Senin de şu anki yaşadığın bu durum sanırım.” dedi. Anlamsız davranışla aşkı bitirmeyi kabul edemese de geride kalan gönül, doğru söyledi arkadaşım. Fazla söze ne hacet!
Hayatımdan geçip gittin; aldırmadan, benim kadar yara almadan, duyguların benim kadar örselenmeden. Kalbime kanayan yaralar, acılar bırakarak; bunları yıkamaya, dindirmeye çalışacak olan gözyaşı yağmurlarının öncesinde yaşanmaya devam edecek olan aşkı gölgeleyen ayrılık bulutunun şimşeği oldun. Belki de aşkımın sonsuzluğundan korktun kimbilir... Ömürlük sevgime zülum kuşandın.
Çok sevmeme layık gördüğün karşılığa bak. Çok güzeldi çooooooookkkkkkkkk.
Oysa ben seni, ünlü düşünür – yazar Ayn Rand’un dediği "Aşk, bütün hayatımız boyunca edindiğimiz ahlaki değerlerden vazgeçişimizdir." cümlesindeki hayatım boyunca edindiğim ahlaki değerlerden vazgeçerek, canımdan çok sevmiştim.
Ne olursa olsun seni seviyorum, sevmeye de devam edeceğim. Sonsuz duygularla hatta seninle yaşadığımdan daha fazla tutkulu bir aşkla... Sen sevmesen de, unutsan da seni yaşayacağım ve bir ömür boyu sürecek sana olan aşkım.
Kim ne derse desin umrumda değil. Beni hayata bağlayan, nefes almamı sağlayan ve ayakta tutan ne biliyor musun? Sana olan sevdam. Hepsi bu!
Gerisi beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor!