Bu da, “Geleneksel Sevişme Günleri” gibi oldu.
Düşündüm de, aslında aynı anlama da geliyor.
Ha geleneksel ha zorunlu... İki halde de sevişeceksin ya, ona bak...
Bu söylediklerim evliler için geçerli tabii... Yanlış anlaşılmasın.
Evet, evlilerin zorunlu sevişme günleri vardır.
Olmazsa olmaz yani...
Hiç sevişmesen, o günlerde mecbursundur. Mecbur olduğunu bildiğin için de bu bir süre sonra sıkıntı yaratmaya başlar.
Eve misafir çağırmak gibi...
Kaç gün önceden insanın içine sıkıntısı çöker ya, işte onun gibi...
Çağırılan misafirler ikiye ayrılır.
Sonradan pişman olunanlar veya olunmayanlar diye...
Hani çağırdıktan sonra daha iki dakika geçmeden pişman olursun ya, ne fenadır. Vazgeçemezsin de... Gözünde büyüdükçe büyür...
İşte zorunlu sevişme günleri de aynen böyledir.
Davet ettiğine pişman olduğun misafirler gibi...
Zorunlu sevişme günlerinde de insanın içine aynı sıkıntı gelir.
İstersin ama
üşenirsin de...
Hem istersin hem istemezsin... Aslında doğru tarif şu galiba: İstemek istersin...
Ama...
OTELDESİN,
MECBURSUN...
Her yıl aynı tarihlerde sevişmek zorunda olmak kolay değildir.
Evet aynı tarihlerde...
Bu yüzden zorunludur ya zaten.
Nedir bu tarihler?
Mesela doğum günleri...
Eşlerden ikisinin de doğum günü iyi kötü kutlanır. Kimi tek taşla kimi kuru bir buket çiçekle...
Ama ikisini de bekleyen akıbet aynıdır.
Gece...
Yapmazsan “sevmiyor artık” zanneder.
Ve yılbaşı geceleri... İçilir, eğlenilir ya, o zaman da insanın aklına düşer.
E, kiminle yapacak? Mecburen...
Tabii ki, evlilik yıldönümleri...
Ötekileri bir şekilde atlatsan bile bu kaçınılmazdır. “Oha!” derler adama...
O gün sadece sevişmek zorunda değilsindir. Daha da kötüsü vardır; aynı zamanda romantik de olmak zorundasındır.
Ne diyeyim?
YATMADIĞIMIZ
İLK GÜN
Bir de tatillerde...
Özellikle yaz
tatillerinde...
Oteldesin, yapacaksın artık...
Hiçbir şey olmasa, eski alışkanlıklar var. “Her zaman tatillerde sevişilirdi... Ne yani? Artık eskidik mi?” imajı oluşmasın diye...
Eskimişindir ama maksat imaj öyle olmasın.
Bir de, gün boyu tahrik olunur zaten...
Özellikle erkekler... Hem ona buna bakmaktan hem de karısını kıskandığından sevişmek ister.
Ne etti şimdi?
İki doğum günü, bir yılbaşı, tatilde iki gün, bir de nişan mişan desek yılda en az 6 kez eder...
E yine de fena değil...
Bazıları işin b.kunu çıkarmışlardır; tanışma günü, çıktığımız ilk gün, yattığımız ilk gün gibi...
Bayarlar...
Ama onların da mutlaka, “Yatmadığımız ilk doğum günü” diye bir günleri olacaktır nasıl olsa...
“Bütün bunları kadınlar için mi erkekler için mi yazdın” diye sorarsanız...
Yani kim için zorunlu görünür bu günler...
Bakın onu bilemem.
Bazen kadınlar istemez bazen inanmayacaksınız ama erkekler de istemez...
Bu sorunun en doğru cevabı şu galiba:
Değişen taraf...
Dilek Önder donder@gazetevatan.com